4 Mart 2020 Çarşamba

Gümüldür


Ay gümüş tek tepsi gibi mandalina bahçelerinin üstünden doğuyor. Mis kokulu ağaçların yeşili henüz koyu. Uzaklardan cırcır haşeresi korosunun bildik nağmeleri duyuluyor. Yazın en sıcak günlerinden biri, fakat yöreye has o tuz kokulu esinti içimizi ferahlatıyor. Gece geliştikçe ay büyüyor gümüş rengi turuncuya dönüyor.



Uzun vakittir gitmemiştim Gümüldür’e. Sevgili dostum Profesyonel Kılavuz ve Dr. Bülent ŞAHİNCİ’nin ısrarlarına dayanamayıp, güncellenen Sultan Moteli görmek ve tek hafta sonunu orada geçirmek niyetiyle yola çıkıyorum. Çocukluğumda kah kamyonet kasasında kah otobüsle Cumaovası, Bulgurca, Kaplan Boğazı üstünden ormanın içinden çam ağaçları arasında yaptığım yolculuk adına bu sefer Seferihisar Doğanbey üstünden gidiyorum. Cumaovası ( Menderes ) yolunu Tahtalı Barajı su tutmaya başlayıp Bulgurca köyü su altında kaldıktan ardından aşağı yukarı hiç kullanmadım. Meğer ne güzel yoldu. Akşamüzeri deniz dönüşü mola verilir, tahtalı deresinde serin tek duş içerler ve çay içilirdi.



İzmir’den Çeşme otoyoluna girip Seferihisar ayrımından çıkıyorum. Seferihisarı, Akarcayı, Karakoç kaplıcalarını ve Doğanbeyi arkamda bırakıyorum. Geniş, temiz asfalt yol kıvrıla kavrıla kah deniz seviyesinden kah yamaçlara tırmanarak mavi deniz sağımda manzaranın keyfini çıkararak ilerliyorum. Ürkmez’e yaklaşırken kararımı değiştiriyorum. Bu geceyi otel odasında değil, yıldızların altında tek bağ evinde geçirmeye hüküm veriyorum ve derhal baba arkadaşı sevgili İbrahim Abbas amcayı arıyorum. Hava Kuvvetleri kampının başladığı noktadan sola dönüp toprak yoldan tepeye doğru tırmanıyorum. Kartal yuvası gibi vadiye ve denize bakan iki göz odalı evinin önünde, çok büyükte gülümsemesi ile Abbas Amca karşılıyor beni. gümüldür Bir miktar hoşbeş edip özlem giderdikten ve birkaç kadeh parlattıktan ardından Abbas Amca odasına çekiliyor, ben de bahçedeki kerevet üstünde sırtımı duvara verip mandalina bahçelerinin üstünden dolunayı seyrediyorum.



Dünyanın en leziz mandalinalarının yetiştiği, yeşilin ve mavinin en güzelinin kucaklaştığı beldedeyiz. Eskilerin deyimi ile hava şerbet gibi. Ay, gümüş pelerini ile şahıs elinden çıkan bütün çirkinlikleri örtmüş. Yanlızca tabiat ve onun sunmuş olduğu güzellikler var.



Gümüldür’ün ilk yerleşim yeri, 12 ion kentinden bir tanesi olan Lebedos, Teos ve Efes kadar ehemmiyetli tek yerleşim yeri olmasa da tarihe para basan ilk kentlerden biri olarak geçmiş.. Karya yerleşimi olan Lebedos birçok istilaya uğramış. Zamanla askeri yönden ehemmiyet taşıyan şehir birçok korsan istilasına da sahne olmuş. Henüz ilerde AhmetBeyli deki Klaros tek farklı İon kenti.Ahmetbeyli plajına üç km mesafede ve Notiona göre kara doğrultusunda kalan şehir kahinlik merkezi olarak ünlüydü ve Kolophona bağlıydı. Bilicilikteki başarıları hasebiyle ören yerinde birden fazla hediye, adak ve yazıt bulunmuştur. 16. yy’da yöreye gelen Kağızmanlı Türkler deniz kenarlarına yerleşmiş. Uzun seneler Türk ve Rum nüfusun karışık yaşadığı ve Ege’nin en iyi tütününü yetiştirdiği ‘ Gavurköy’, Rumlar gittikten ardından da ününü korumuş.



Gümüldür, Menderes kazasına bağlı tek belde olup Ege kıyısın şirin tek beldesi konumundadır.Bölgenin güneşlenme müddetinin çoğunluğu, denizinin ve havasının temiz olması,içinde nesli tükenmekte olan çoğu nebat, kuş türü ve deniz canlısını barındıran Gümüldür ovası kamping alanları, mandalina bahçeleri tabii güzelliği kaybolmamış adamcıl insanlarıyla turizmin süratle geliştiği tek beldedir.



Bugün Gümüldür ve Özdere hattı yeni ilerleyen turizm bölgesi. Turizmin gelişmesi ve yazlık ev merakı sahile yakın yerlerdeki mandalina bahçelerini hep yazlık site durumuna getirdi. Mandalina bahçeleri iç taraflarda kaldı.



Kalemli gibi orman içi istirahat kamplarını barındıran Gümüldür’den doğuya Kuşadası tarafına devam edildiğinde ara ara kıyı doğrultusunda, fakat daha fazla solunuzda çam ormanları yer alır. Derhal her sene çıkan yangınlar hasebiyle çam ormanları defa azaldı. https://gezicini.com/ Defa değil on- onbeş sene evvel tüm tepeler çam ormanları ile örtülüydü.



Özdere, yol üzerindeki Çukuraltı mevkii ve iki kilometre içerdeki köyü ile güzel tek belde. Çocukluğumuzda Kesre otobüsünden Çukuraltında inerdik. Osman’ın kahvesinde yol yorgunluğu atıp, soğuk tek ‘Neşe’ gazozu içip soluklanırdık. Ardından Osman’ın kahvesinin yanındaki toprak patikadan ilerleyip, karşımıza çıkan ağaç dallarında yapılmış kapıdan bahçe sahibine ayakbastı parasını ödeyip patikadan deniz kenarına ulaşırdık. Paşa Otelin yanısıra kalan bu geniş bölgede tek tek taş ev ve birkaç ağaç bulunurdu.. Uzun tek kumsal ve hijyenik deniz sizi kucaklardı. Meğer bu gün Çukuraltı yeniden deniz kıyısında fakat tüm kenar yazlıklarla kaplı bulunduğu için yerleşim tamamlanana kadar denizi göremeyeceksiniz.



Çocukluğumdaki o bakir Gümüldür, Özdere ve Kesre’nin yerinde beton semtler oluşmuş. gezilecek yerler Tasarısız yapılaşma burayı da tutsak almış. Abbas Amca’nın bahçesinde seyrettiğim ay ışığının sihirli pelerini kalkınca şahıs hırsının oluşturduğu çirkinlikler bütün gerçekliği ile gözümüzün önüne serildi.



Hiç oyalanmadan Sultan Motele doğru yola devam ediyorum Umarım Sevgili Bülent ŞAHİNCİ haklı çıkar ve Sultan Motelin güncellenmiş suratı bana bu çirkinlikleri unutturur.



**Mandalina deyince akla Gümüldür gelir. Cumhuriyet döneminde belediye olan Gümüldür’ün yazgısı 1940’lı senelerde Rizeli Nuri ŞENER’in yerleşmesi ile değişmiş. Dünyanın her köşesine dağılmış Karadenizlilerin Japonya’nın Satsuma Adasında tanıyıp sevdikleri ardından da vatana getirdikleri fidan yöreyi dünyaya tanıtmış.Gümüldür’e gelir iken yanısıra satsuma fidanları getiren Şener, bunları Halil Kumpasın bahçesine dikmiş. Bahçenin yanından akan Iblis Deresi fidanların kendilerini anavatanlarında sanmasını gerçekleştiren abuhava koşulları yaratınca Gümüldür’ün yazgısı belirlenmiş olmuş. Bu gün 12000 dönüm arazide satsuma yetiştiriliyor, senede 400 tonluk üretimin devasa kısmı ihraç ediliyor.**

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder